24 Ocak 2013 Perşembe

Lojistik Evrim 24/18

Dünya üzerinde bulunan 200'den fazla Ülkedeki Orduların hedefinde bir diğer Ülke insanı vardır.

Din uğruna, Dil uğruna, Mezhep uğruna, Irk uğruna, Çıkar uğruna ve de Yaratıcıya inatla, her yeni doğan günde binlerce İnsan o Orduların silahlarından çıkan mermilerle can vermektedir.

Canlıların içinde aklıyla öne çıktığını iddia eden insan, çevresindeki diğer canlılara yaşama hakkı tanımazken her canlının hayatını sonlandırırken buna dini kitaplarından daima bir kutsal kılıf bulmaktadır.

Gelişmiş Ülkeler az gelişmiş Ülkeleri türlü kılıflar altında sömürmekte, Dünya Üzerindeki İki yüzden fazla Ülkenin kaderi Birleşmiş Milletler çatısı altında beş Ülkenin insafına bırakılmıştır.

Ülkeler, Ordular, Sınırlar, Gümrükler, Vizeler bir insanın diğer bir insana üstünlük sağlama ve haksız kazanç amaçlı oluşumları haline gelmiştir.

Bazı canlılar için yaşam bir eğlence ve keyif ifade ederken bazı canlılar için yaşam çile ağıt ve gözyaşıdır. Ölümden de beter acıları çekmek kaderle ifade edilip tanımlanamaz.

Güçlü olanın haklı olduğu düzen yerine haklı olanın güçlü olduğu düzen her ahval ve şart altında arzu edilmesine rağmen bir türlü kurulamamaktadır.

Eşit doğan canlılar bu Gezegende eşit yaşama hakkı bulamamaktadır.

Eşitlik Dünya üzerinde elbette olmalıdır. Ancak testiyi kıranla kırmadan taşıyan eşit olamaz, çalışmayanla çalışan, üretmeyenle üreten eşit olamaz.

İyi ile kötü eşit olamaz.

İnsan dâhil bütün canlıların temel ihtiyacı beslenme ve doymaktır.

İnsan dâhil bütün canlılardan biri diğerini doyma amaçlı besin kaynağı olarak kullanmamalıdır.

İnsanlık tarihi boyunca bir din diğerini kabul etmemiştir. Her dini inanca göre diğeri yanlış veya çarpıtılmıştır.

Doğru din, doğru inanç hangisi?
Aydınlanma ve doğruları bulma zamanı gelmedi mi?

Dört büyük dine inananlardan birine göre doğru olan diğer üçüne göre yanlışsa üç yanlışa inanan sayısı bir doğruya inanandan daha fazlaysa o zaman hangi akıl ve mantıkla bir canlı diğerini besin olarak kullanabilir?

Her din mucize üzerine ve mucize temeline oturtulmuştur. Ancak bu mucizeler o çağlarda olmuş veya olup olmadığı aktarımlarla günümüze kadar gelmiştir.

Kurban kesmek diye bir şeyden bahsedilemez. Bu da dini bir kılıfa sokulamaz.

Kurban kesmek cinayete eşdeğer suçtur.

Et yemek,
Tavuk yemek,
Balık yemek,
İnsan eti yemekten farksız suçtur. İnsana insan eti yemek de helaldir derseniz bir saniye durmaz, keser, doğrar, kaynatır, pişirir yer diğer bir insanı, hatta yeni doğmuş bir bebeği ve hatta bir cenini inanmayan baksın!

video

İnsan yaratılan canlılardan daha üstündür ona diğer canlıları yeme hakkı tanınmıştır diyen her insan bilsin ki aynı insan Dünya’da kendi ırkını yok edebilecek atom bombasını da üretecek kadar şımarmış zıvanadan çıkmış ve Dünya’nın sonunu getirecek hale gelmiştir.

Aynı insan ırkı zengin ve fakir uçurumunu yaratmış, yaptıkları ve yapacakları suçlara mani olabilmek için ceza kanunları çıkarılmak zorunda kalınmıştır.

Mevcut Dünya, üzerinde her türlü güzelliği barındırmasına rağmen cehennemden beterdir. Her insanın kaderi diğer bir Ülke liderinin iki dudaklarının arasındadır. Hırs ve ihtirasla sırça saraylarda yaşadığını düşünen Ülke insanları ise; terör ve canlı bomba tehdidi altındadır. En iyiden en kötüye, en güçlüden en güçsüze kadar herkesin yaşamı, mutluluğu, huzuru bir sürü şansın bir arada bulunmasına bağlıdır.

İnsan dışındaki canlılar için ise yaşam İnsanın iki dudakları arasındadır.

İnsanın ise iki yüzü vardır.

Bir yüzü iyi
Diğer yüzü kötü
Her insanın iyi ve kötü halleri vardır.
Her canlının iyi ve kötü halleri vardır.
Ama aslolan tek bir gerçek vardır. O da şu;
İyilik yaratır
Kötülük yok eder.

Peki, Dünya üzerinde iyiler mi çoğunlukta kötüler mi çoğunlukta?

Bir avuç kötü Dünya’nın bütün iyi insanlarına nasıl hükmedebilir?
Buna iyi insanlar nasıl izin verebilir?

Dünya’nın bilinen yaşını 4-5 Milyar olarak hesaplayan insan ırkı, Dünya üzerindeki insan yaşamını 50.000 yıldan fazla olarak hesaplayan insan ırkı, Dünya üzerindeki Amerika kıtasını 1.000 yıl önce keşfedememişse Evrende yaşam olmadığını nasıl iddia edebilir?

Trilyonlarca gezegen olan Evrende Dünya’dan yüzlerce kat büyüklüğünde milyarlarca gezegen varken daha kendi gezegenindeki bir kıt’a olan Amerika kıt’asını 5-6 yüz yıl önce keşfedebilmiş bir insan ırkı bilemediği her olaya keşfedemediği her duruma ilahi boyut kazandırıp mucizelere sarılmaya çalışmaktadır.

Dünya trilyonlarca gezegen olan Evrenin bir parçası olarak Evrenin ahengine olumlu katkı yapmak zorundadır. 

Bu katkı ister ilahi, isterse bilimsel gerçeklerle açıklansın ama her durumda olumlu katkı zorunluluktur.

Ay’a gidebilmeyi maharet sayan insan ırkı, Ay’ın ötesine Güneş sisteminin ötesine geçememiştir. Evrende neler olup bittiğini anlayamamış araştıramamıştır.

Oysa her dini kitap Evrenin mükemmel dengesinden bahsederken o dengeyi kendi inancına mal etme çabasındadır.

Evrenin mükemmelliğinden Dini payeler çıkaran insan ırkı kendi ırkından aynı görüşü benimsemeyenleri şehitlik ve şahadet motivesi ile katlettirmekte sakınca görmemektedir.

Dinler farkı olabilir,
Diller farklı olabilir,
Irklar farklı olabilir,
Tenler farklı olabilir,
Şekiller ve türler farklı olabilir,
Ama insan insandır, canlı canlıdır.

İnsan dâhil tüm canlıların canlı olduğunu belirten kendine has ortak özellikleri vardır.

Görmek,
Duymak,
Yemek,
İçmek,
Yürümek,
Dinlenmek,
Uyumak,
Et,
Kemik,
Damar,
Kan,
Hücre,
Üreme, doğurma, üreme için ilişkiye girme,
Doğma, büyüme ve ölme,
Yavrularına şefkat gösterme, besleme, büyütme, tehlike karşısında koruma ve kollama,

Her özelliği birbirine benzer bir canlı diğerini nasıl yiyebilir?

Tabiattaki olayları örnek gösterip Afrika’da vahşi hayat süren canlıların birbirini yemesi akıllı olduğunu iddia eden insan ırkının sığınacağı bahane olamaz.

İnsan ırkı bilemediği çözemediği gizemli olaylardaki yanlışları bahane olarak kullanamaz.

Trilyonlarca gezegenden birinde yaşam olsa ve o yaşamdaki canlılar da insandan daha zeki ve daha gelişmiş olsa, onların dini kitaplarına göre de insan eti yemek helal olsa ve insanların kurban edildiği kurban bayramı olsa, insan kasapları, insan mezbahaları olsa ne hissederdiniz?

Onların Dini kitaplarına tepkiniz ne olurdu?

Sormaz mıydınız sende etten kemiktensin, bende etten kemiktenim, seninde damarın kanın var, benim de damarım kanım hücrem var, sen de canlısın bende canlıyım beni neden kurban ediyorsun, eşimi çocuğumu neden kurban ediyorsun kesip parçalayıp yiyorsun sana bu hakkı kim veriyor demez miydiniz?

Onlar bizi yaratan böyle istiyor sözüne ispatla demez miydiniz?

Binlerce yıl önce peygamberler indi bize onlar Dini kitap yazdı onların yazdığı kitaplarda böyle geçiyor dediklerinde tepkiniz ne olurdu?

Bu işte bir yanlışlık var diye düşündüğünüzde o yanlışlık eşinizi kardeşinizi çocuğunuzu geri getirir miydi? Aile efradınızın yakınlarınızın kol bacak et kemiklerinden oluşan mezbahaların önünden geçtiğinizde ne hissederdiniz?

Hangi Dini gerekçe sizin ağıtınızın önüne geçebilirdi?

İnsan ırkında olan göz, inekte yok mu?  İnsan ırkında olan kulak, inekte yok mu?  İnsan ırkında olan meme, inekte yok mu?  İnsan ırkında olan kas, inekte yok mu?  İnsan ırkında olan kemik, inekte yok mu?  İnsan ırkında olan sinir, inekte yok mu?  İnsan ırkında olan ciğer, inekte yok mu?  İnsan ırkında olan karın, inekte yok mu?  İnsan ırkında olan gırtlak, inekte yok mu?  İnsan ırkında olan soluk borusu, inekte yok mu?  İnsan ırkında olan dil, inekte yok mu?  İnsan ırkında olan diş inekte yok mu?  

İneğin insana benzemesi için onun da insan gibi atom bombası mı yapabilmesi lazım? Nasıl bir insan bir ineği yer besin aracı olarak kesip doğrayıp parçalayabilir?

O da yetmez gibi kurban edebilir?
Sütünü içeceksin,
Yoğurdunu yiyeceksin,
Yağını yiyecek,
Peyniriyle besleneceksin o da yetmeyecek yatırıp kesip parçalayıp etini yiyeceksin bu cinayeti hangi kılıf haklı kılabilir?
Tavuk öyle,
Balık öyle,

Hamsi balığının her türlüsünü yiyen insan ırkı köpek balığının yanından geçemez. O da balık o da balık. Kendi dünyasında işine geleni geldiği gibi yapar insan ırkı. Köpek balığı da helaldir belki maçası sıkan gidip yesin.

Tatlı sularda tatlı tatlı sazan balığı avlayan insan ırkı, tatlı su yılanını gördüğünde tabana kuvvet balık avını bırakıp sıvışır oradan, üstelikte tatlı su yılanının zehirsiz olduğunu bildiği ya da tahmin ettiği halde işi şansa bırakamaz.

Genel kabule göre zehirli olduğu bilinen yılanı yemek şöyle dursun yanına bile yaklaşamayan insan ırkı ilk fırsatını bulduğunda devasa piton yılanını şov malzemesi olarak kullanır. Asker kökenlilerden insan ırkına zarar vermek için programlanmış komandolar kerhen de olsa yılan etini tatmayı maharet sayarlar.

Demek ki insan ırkı için Dini kitaplarda helal olmayan yılan eti bile yenebiliyorsa komandolar tarafından, canlıları yemek için Dini kitaplardan medet ummamak gerekir.

Güçlü canlı zayıf canlıyı av olarak kullandığı Dünya her durumda cehennemdir. 

Koyun can derdinde kasap et derdinde sözü koyunun canını kurtarmak için değil insan ırkının bir zorluğu anlatması için kullanılır. Ne güzel söylüyorsunuz

‘’Koyun can derdinde kasap et derdinde’’

Koyunun suçu güçsüz olması mı?
Koyunun suçu yılanda olan zehirin onda bulunmaması mı?
Koyunda yılanda bulunan zehir bulunsaydı o zaman en güzel koyun sütünden yapılan nefis koyun peynirinin tadına insan ırkı nasıl bakabilirdi?

Bu konuda çok da açıklama yapmak durumunda değilim ama anlayan anlar anlamayana vakti zamanı geldiğinde anlatılır.

Bir canlı diğer bir canlıyı hiçbir durumda beslenme vasıtası olarak kullanamaz.

Güçlü canlı zayıf canlıyı yiyecek olarak kullanamaz.

Tabiatta et yerine geçen yüzlerce besin varken neden ille de et yemek için bir canlının yaşam hakkına son verilsin ki?

Mantar piştiğinde ete benzerse neden tercih mantar olmasın?

Baklagillerin çoğu da et yerine geçiyorsa bırakın da diğer canlılar da yaşasın, ecelleri ile ölse dahi eti yenmesin. Kaç eceli ile ölen insan yiyen insana tanık oldunuz?

İnsana hak olan her şey en az insan kadar diğer canlıların da hakkı olmalıdır.

Yaşam hakkı sadece insana mahsus bir hak olamaz. Kaldı ki aynı insan çekinmeden türlü bahanelerle kendi ırkını da katledebilmektedir.

Hayvan hakları savunucuları bazı hayvanların hakkını savunurken bazı hayvanların hakkını görmezden gelmekte ve hatta bazı insanların hakkına hayvan hakkından daha az ilgi duymaktadırlar.

Zengin evin kedisi köpeği fakir evin çocuğundan daha çok imkâna sahip olabilmektedir.

Gelinen noktada para en büyük bela, üzüntü, acı, gözyaşı, çile sebebi olmuştur.

Elden ele dolaşan kâğıt parçasına yüklenen değer yaşamı içinden çıkılmaz hale getirmiştir.

Şehirleşme ve şehir merkezinde yaşam hevesinin temeli her şeye yakın olma dürtüsüyken bu her şeye yakın olmanın yüklediği değerde şehir merkezlerindeki yerlere paha biçilemezken şehir merkezinden uzaklaşılan yerler değersizleşmiştir.

Yapboza dönen Dünya’nın bazı bölgelerinde düzenli yaşam sürülürken çoğu bölgeler ise karmakarışık keşmekeş haline gelmiştir.

Dünyanın çoğu yerinde trafik en büyük çile kaynağı çoğu durumlarda da sakatlanma yaralanma ve sorun yumağı olmuştur.

Dünyada emniyet ve kaza önlemeye dair tedbirler ne kadar istenirse istensin alınamamaktadır. İdari kazalar, iş kazaları, elektrik çarpması, su basması, araç, silah ve gereç kazaları ve sayılamayacak kadar kaza nedeniyle sabah evinden çıkan insan ırkının akşam eve gelirken belirli bir bölümü kazalara kurban gitmeden evine varma garantisi yoktur.

Doğal afetlere karşı ise Dünya son derece korumasız konumdadır.

Deprem, yangın, sel, su baskınları, salgın hastalıklar, yetersiz beslenme yüzünden Dünyanın çeşitli bölgelerinde her gün yüz binlerce insan hayatını kaybetmektedir.

Sağlıkta ise ilaçların hastalığa karşı olan etkisinin onlarca katı yan etkisi mevcuttur.

Eğitim ise hiçbir zaman iyilik ve kötülüğü ayırt edebilecek nitelikte olamamıştır. Dünya üzerinde iki yüzden fazla olan Ülkenin insanları her türlü eğitime rağmen tercümansız birbiri ile anlaşamamaktadır. 

Her dil kendi kökenini aramakta evrensel bir dil üzerinde durulmamaktadır. 

Eğitimin temelini Ülkelerin kahramanlıkları oluşturmakta o kahramanlık da bir insanın diğer insanı nasıl mağlup ettiği, bir Ülkenin diğer Ülke insanını nasıl katlettiği ballandıra ballandıra anlatılmaktadır. 

Her Ülkenin de bir lideri olmakta o lider de eğitimin yarısının konusu olmaktadır. 

O liderin de en büyük mahareti diğer bir Ülkenin insanlarının yaşam hakkına son vermiş olmasıdır.

Dünya üzerinde değişik sebeplerle konulmuş milyonlarca mayın patlamak için avının üzerine basmasını beklemektedir.

Dünyanın değişik Ülkelerinde kitle imha silahları her an terör amaçlı kullanılabilecek haldedir.

Dünyanın nükleer silahları ise her an patlamaya hazır ve Dünyanın sonunu getirmeye programlıdır. Bu silahların kullanımı liderlerin iki dudakları arasında, çıkar çakışmasındadır.

Üzerinde yaşanılan Dünya neresinden bakarsanız bakın bu haliyle patlamaya hazır bir bomba gibidir.

Trilyonlarca gezegende iyilik ve kötülük yan yana mı bu bilenmez ama bilinen tek gerçek Dünyada iyilik ve kötülüğün kol kola, yan yana, iç içe olduğudur. Eğer trilyonlarca gezegende kötülük var olsaydı hüküm sürseydi o zaman 50.000 yıldan fazla Dünyada yaşamını sürdüren insanlık bunu muhakkak bir şekilde duyardı.

Bir sabah uyandığınızda bütün insanların beyninin kötülüğe kapandığını düşünün o zaman Dünya nasıl bir yer olurdu?

Bunu yapmak çok zor mu?

Kötülük olmaz ise kim silahlanmak için Dünyanın kaynağını silahlanmaya harcayabilir?

Kötülük olmaz ise kim hakkından fazlasını talep edebilir?

Biri gidecek çalışacak, üretecek diğeri kahve köşesinde okey masasında vatan kurtaracak sonra da eşit olmaktan bahsedecek, kötülük olmaz ise kahve olur mu? Kahve köşesi olur mu?

Biri Devlet imkânını kullanacak ihaleye fesat karıştıracak diğer yüz binlerin hakkını gasp edecek, bunu da maharet sayıp tüyü bitmemiş yetimin parasını zevki sefada har vurup harman savururken tüyü bitmemiş yetim kıvrım kıvrım kıvranacak acından. Kötülük olmazsa ihale olur mu? Fesat olur mu?

Dünyada iki yüzden fazla Ülke, o Ülkelerin iki yüzden fazla Ordusu ve o Ordularda da milyonlarca Asker, o Askerlerin hedefinde de diğer Ülke insanı olur mu? Kötülük olmazsa.

Yüzlerce sayfalık Anayasa ile Evren yönetilemez, Evrenin geleceği için bir satırlık Anayasa yeterli.

O Anayasa da şu;

’İyi ve kötü ayrımı yapılır, iyiler ödüllendirilip kötüler cezalandırılır. İyi cennet gibi ortamda kötü cehennem gibi ortamda yaşar. Beynini kötülüğe kapatmayan iyi sayılamaz.’’

İyi olmak kötülükten arınmaktır. Kötülüğün olmadığı bir yerde huzur, mutluluk ve refah olacaktır.

Bütün kötülüklerin kaynağı güven duygusundandır. Geleceğine güven duyamayan daha fazla isteme, daha fazla geleceği için birikim yapma çabası içine girecektir. Bu açıdan bakıldığında geleceğine güven duymayanlar en çok birikim yapanlar veya en çok birikim yapmaya çalışanlardır.

Devasa birikimleri, çok uluslu şirketleri olan kişilerin bile kişisel ihtiyacı sıradan insanların ihtiyacından farklı değildir. Her şeye sahip olan insanlar her türlü zenginliklerine rağmen bir öğünde sıradan bir insanın yediğinden fazla yemek yiyemezler, sıradan bir insanın içtiğinden fazla içemezler, sıradan bir insanın uyuduğundan fazla uyuyamaz, sıradan bir insanın mezarından daha fazla yer kaplayamazlar. Damarlarına sıradan bir insanın kanından fazla kan katamazlar. Bedenlerinin içini sıradan bir insanın bedeninden farklı kılamazlar. En nihayetinde her türlü maddi manevi imkâna rağmen isteseler de ömürlerine ömür katamaz, sıradan bir insandan fazla yaşamlarını uzatamazlar.

İnsanların her şeyi olsa bile ihtiyaçları aynıdır. Acıkan iki insan ıssız adada yapayalnız kalsa ve kurtulma şansları da olmasa birinde bir kilo altın diğerinde bir kilo yiyecek olsa hangisi daha üstündür. Altını olan altınlarını yiyemez. Altına katılan değer anlam ortadan kaldırılırsa değersiz madenlerden ne farkı kalır? 

Para sadece kâğıt parçasıdır, paraya verilen değer ortadan kalkarsa normal kâğıttan ne farkı kalır?

Bu günün Dünyasında en büyük sorun para, değerli madenlere verilen değerdir. Bu zenginlik ve fakirlik kavramını doğurmuştur. Ama ne zengin halinden memnun ne fakir halinden memnundur.

Ülke kavramı sınırlar çizmiş, çizilen sınırlar içinde bazı Ülkeler refah düzeyi yüksekte kaynakları hovardaca kullanırken bazı Ülkelerde ise karnını doyurmak çile haline gelmiştir.

Türkler tarih sahnesinde belirdiği andan itibaren adaletin ve iyiliğin temsilcisi olmuş, sömürü düşüncesini benimseyen Milletlerden olmamıştır.

Bugün Dünya’nın çeşitli Ülkeleri çeşitli ad ve kisve altında, çeşitli gizli kapaklı, örtülü aleni oluşumlarla diğer Milletlerin hakkını gasp etme amaç ve gayesindedirler.

Oysa bütün Dinlerin temel çıkış kaynağı iyilik üzerinedir. Eşitlik üzerinedir.

Dünyanın kaynakları doğru kullanıldığında sadece Dünyaya değil Evrendeki çoğu gezegene de yetecek düzeydedir. Ancak ne yazık ki tasarruf tedbirlerine riayet edilmemektedir. İsraf her Dinde haram olduğu halde hemen her şey israf edilmektedir.

Her yeni doğan günün akşamına kadar çöpe atılan besin maddeleri, çürümeye bırakılan besin maddeleri neredeyse 10 Dünya canlılarını doyuracak kadar fazladır. Bu Dünyanın yarısına yakını da yeterli beslenemezken bu reva mı? Böyle geldi diye böyle gitmek zorunda mı?

Dünyanın geldiği durumda hormonlu besinler hormonsuz besinlerden daha fazla hale gelmiştir. Dna’sı ile oynanmayan Gen’ine müdahale edilmeyen besin kalmamıştır.

Mevcut ilkel Dünyada ulaşım Dünya nüfusunun yüzde 90’ından fazlası için çiledir.

İlkel enerji kaynağı petrol Dünya’nın büyük çoğunluğu için bulunmaz erişilemez bir haldeyken bir avuç insanın lüks şatafat ve gösteriş içinde yaşamasına olanak sağlamıştır.

Bizde ise bir birim petrolden üç birim vergi alınır hale gelinmiştir.

Çevre felaketleri hat safhaya ulaşmış Ozon tabakası her geçen gün daha fazla alarm verir hale gelmiştir.

Geri dönüşümü zor olan maddeler kullanımı sonucu çevre her geçen gün daha fazla risk altına girmektedir.

Denizler kirletilmekte temiz içme suyuna Dünyanın çoğu bölgesinde erişim güçleşmektedir.

Nükleer atıklar her geçen gün çevreye daha fazla zarar verir hale gelmiştir.

Dünya hiç olmadığı kadar Nükleer, Biyolojik, Kimyasal silah tehditleri altındadır.

Konvansiyonel silahların eriştiği nokta kitle imha silahlarının verdiği zararlara yakın hale gelmiştir.

Erozyonlar baş edilemez bir hal almıştır.

Ormanlar tükenmek üzeredir.

Küresel iklim değişiklikleri sebebi belirlenemeyen korkunç dengesizlikler göstermektedir.

Kehanetler artmakta Dünyanın hazin sonu beklenmektedir. Bu ortama Dünya'nın tek kurtuluş reçetesi vardır o da ''Lojistik Evrim'' 

Lojistik Evrim ile ilgili kapsamlı bilgiler üstte bulunan sayfalardadır.